Marvel Comics ve DC Comics benim tarzım değil, kahramanlarına yalnızca aşinalığım var o da çocukluktan. Yıllar içinde bambaşka karakterler eklenmiş, üç beş tanesi dışında tabi ki hiçbirini bilmiyorum. Bu evrenlere dalmış insanlara da kimi zaman gıpta ile baktığımı söylemeliyim. Zira o evrenlerde aidiyeti kurmuşlar, ekmeklerini oradan çıkarmışlar; bir dünyanın içinde durmanın tadını almışlar. Bu evrenlere aşina olmayanların da yaşantıları var ama çoğu kez onu kendileri kurmak zorunda. Bir şekilde iyi tasarlanmış evrenlere dahil olup oradan yürümek bir tercih. Eskiden olsa makbul bir tercih olarak görmezdim ama bugün bunu çok da önemsemiyorum. Herkesin “kurucu irade” yanının belirgin ve eyleme dönük olmasını beklemek adil değil. Marvel filmleri benim gözümde hâlâ vasat, gelgelelim benim izlediğim/beğendiğim birçok film de Marvel filmlerini sevenlerinin gözünde vasat, kuru. O yüzden üstü kapalı bir mutabakat var, bu bir yerde iyi bir şey.
The Odyssey filmini IMAX’te izledikten sonra ortamın verdiği keyif (ses, görüntü, atmosfer vb.) ile Spider-Man izleyelim dedik; tamamen teknik bir merakla, zamana bir şerh, kendimizden bir iz düşürmek için. Muhtemelen Türkiye şartlarında da olabilecek “en üst düzey” imkânlarla. Nedir bunlar: 4DX ve 3D gözlük. 4DX denilen hede seyircinin diğer duyularına da hitap ediyor; koltuklar titreşimli, rüzgâr var, ışıklar, su efektleri, koju vs. filmdeki sahnelere göre seyirciye de “yaşatılmaya” çalışılıyor. Gerçeğini yaşayamayacağımız şeylerin yapay yaşantısına tanıklık etmek, bir sektörün makbul ve geçer akçesi olan bir vaadi olabilir. Ki bunda başarılar.
Her ne kadar Spider-Man‘de yalnızca koltukların hareketi ve salonun “rüzgârlı” olması varsa da (kan kokusu ve su serpiştirilmesine de hazırdım esasen!) bunlar çok da belirleyici olmuyor. Karakterimiz New York’ta binadan binaya atlarken yaşattığı şey daha çok Ağustos ortasında Ankara’da fazla donanımlı (ve bu açıdan vaatkâr!) bir sinema salonunda güçlü bir klima etkisi olarak kendini gösteriyor.
Beni asıl çarpan, kahramanın göklerden yere indirilmesiydi —ayaklarının yere basması, her iki anlamıyla. İnsan bir süper kahramanla karşı karşıya kaldığında gündelik yaşamını devam ettiren, kahve için sıra bekleyen, gazete okuyan, reels kaydıran vs. gibi insani şeyler beklemiyor pek. Ama Örümcek Adam hikâyesi gereği yaratıldığı andan beri bu melezliği taşıyor(muş). Arada kalmış formlar daha cazip geliyor muhtemelen birçok insana; imkânsız hamleleri, yetileri olmasa da her an bir süper kahramana dönüşebilecek bir yanı olmasını, böyle bir ihtimalin varlığı bile, birçokları için daha cazip geliyordur.
Yabana atılmayacak bir husus ise Örümcek Adam’ın felsefesi. Şurada bu bahis anlatılmış, deniliyor ki: “Büyük güç, büyük sorumluluk getirir.” Mevzu bu. Ve deniliyor ki mealen, başkalarına yardım etme imkânına sahipseniz bunu yapmak için ahlaki bir yükümlülüğünüz olduğuna inanır; intikam yerine özveri ve merhameti ön planda tutarsınız ve eyleme geçersiniz.
Peki sesli düşünelim. Kaynağı neresi olursa olsun sahip olduğunuz bir takım büyük güçler var, bunu nasıl kullanacaksınız? Gücün kaynağı tanrı ise ister istemez tanrı ve onun anlatısı peşinde koşmanız mümkün, şükran babında. Esasen aslında bir tür aziz (Saint) gibi de düşünebiliriz bu durumda. Dolayısıyla Örümcek Adam’a düşen bir yerde “iyiliği emredip kötülükten vazgeçirmeye çalışma yönündeki faaliyetler“de bulunmak olabilir. Huzurlu bir şehir/dünya hayatı için fazla idealize edilmiş niyetler silsilesi olsa da iyilik yapmak, kötülükten sakınmak sıradan insanların da üç aşağı beş yukarı benimsedikleri bir şey, teist veya inançlı olmalarına da gerek yok; aziz veya Örümcek Adam olmaya da.
Esasen buradan sonrası için bir aziz ile Örümcek Adam arasında bir kıyaslamaya girişmiştim ve hatta bir adım daha atıp mevzuyu biraz daha katmerleştirecektim ama yazıyı sona erdirmek durumunda kaldım. Nemelazım, durduk yere huzurumuz kaçmasın Ali Rıza Bey.
Bir daha Örümcek Adam izleyeceğimi sanmam. Mekânın belirleyici olduğu tercihten aziz ile Örümcek Adam kıyaslayacak bir noktaya gelmek, fena izlekler değil, düşüncesi bende kalsın.
- Orijinal Başlık: Spider-Man: Brand New Day (2026, ABD)
- Türkçesi: Örümcek Adam: Yepyeni Bir Gün
- Yönetmen: Destin Daniel Cretton
- Senarist: Chris McKenna, Erik Sommers, Stan Lee
- Oyuncular: Tom Holland, Zendaya, Mark Ruffalo
