Bir seyir nesnesi olarak hayat. Ona dalabilmek küçük anlarda, imkânını bulduğun ölçüde müdahil olmak ve “yaşantı” dediğimiz şeyi inşa etmeye […]
Yeşim Ustaoğlu, Tereddüt (2016)
29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali kapsamında izlediğim beşinci film, Yeşim Ustaoğlu’nun izlediğim ikinci filmi. Güneşe Yolculuk‘un üzerinden on yedi […]
İlker Çatak, Sarı Zarflar (2026)
Böylesi bir filmin yapılabilmesi için aradan on senenin geçmesi, Ankara’nın Berlin, İstanbul’un Hamburg olması gerekti [“yönetmenin sanatsal tercihi” denilse bile]. […]
Pelin Esmer, Gözetleme Kulesi (2012)
İlk Pelin Esmer filmim. Bilinçli bir tercih değildi, biraz mesleki bir bahis. Filmin kendisi değil, yönetmen. Dar bir bölgede (Kastamonu’nun […]
F. W. Murnau, Nosferatu: Eine Symphonie des Grauens (1922)
Alman Dışavurumculuk bahsine devam. Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim, hiç “klasik” nitelendirmelerine aldırış etmeden dile getireyim, sıkıcı. Çoğu yerde geri sarıp, […]
Robert Wiene, Das Cabinet des Dr. Caligari (1920)
Yine bir Alman Dışavurumculuk filmi, yine radikal perspektif çalışması. Roger Ebert’e kulak verelim: “‘Caligari’, yalnızca karakterlerin değil, bizzat dünyanın kendisinin […]
F. W. Murnau, Faust: Eine deutsche Volkssage (1926)
Alman Dışavurumculuk geleneğinden yakında Metropolis‘i izlemiştim. MUBI iyi bir seçki yapınca devam ettim. F. W. Murnau’nun Faust‘u Goethe’nin Faust‘undan farklı, […]
Fritz Lang, Metropolis (1927)
Beş sayfaya yakın bir not aldım izlerken, temize çektiğimde üç sayfaya indi ama üzerine daha da kafa yorup bir şeyler […]