Ankara. Taksi sarısı, Türk bayrağı kırmızısı, gri gökyüzü. 19 Mayıs 2026 akşamı Tunalı’daki ambiyans.
İlk defa girilen bir mekan. Vasat fastfood mekanlarındaki kırmızı ve sarı rengin hakim olduğu tabelalardan biri. İçerisi nispeten kalabalık, o kadar şeyi alıp bu kadar az para vermek, şaşırtıyor. Kalabalık bundan olsa gerek. Çevik kuvvet paket yaptırıyor. Garsonluğa yeni başlayan genç kız, sodayı açmayı unutuyor. Yeni olmak, bir şeyleri unutmakla aynı kapıya çıkıyor gibi. Cadde ve anlatısı eski ama hatırlanacak bir şeyler yok.
Kaldırım boyunca belirli bir ahenge kapılmış ve birbirine çarpmayan ama aynı zamanda bakmayan da insanlar. Nereye gidiyorlar? Bu sessizlik neden? Resmi tatilleri birleştirmek, herkesten çok bir Ankaralı itemi midir?
Hukuk büroları, bolca. Bürosu olan şeyin kendisi her zaman askıdaymış hissi.
Memleket demokratik olmasa da trafiği demokratik Ankara’nın. Çakarlı istisnalar dışında lüks olanı da fakir olanı da aynı sıkışıklık içinde. Çakarın istisna halinden kural haline yavaş yavaş ilerlemesinin getirdiği çaresizlik.
Tüm cadde ve sokaklar Kızılay’a çıkıyor. Her kapının aynı şeye çıktığı bir yer bir tür labirent değil midir?
Çekirdeğini ve kajusunu özellikle gecenin ilerleyen saatlerine doğru kavuran ve kokusunu tüm caddeye yayan kuruyemişçi. Çayın yancısı olabilecek şeylerin bir Ankaralı profili çizmesi de pekala normal.
Fotoğraflar [yıllar sonra yeniden açtığım] Flickr hesabımda.