Vuslat Saraçoğlu, Borç (2018)

Hall EV.ankara’daki Yönetmen Söyleşili Açık Hava Sineması etkinlikleri kapsamında üçüncü yönetmen Vuslat Saraçoğlu’ydu. Etkinlikte ikinci uzun metraj filmi Bildiğin Gibi Değil izleneceği için ben de önden ilk uzun metraj filmi Borç‘u izledim.

Filmin daha ilk dakikalarında bizi önyargılarımızla vurduğu için kendisine teşekkür ederim. Fakat bu tip örüntüleri aşmak kolay değil. Yani önyargılar bizi bir yerde hayatta tutan ve bize yol gösteren şeyler. Hem böylesi bir avantajını ömür boyu kullanabilelim hem de buradan vurulmayalım, bunun dengesini kurmak hiç de kolay değil. Bu denge kurma meselesine ikinci filminde biraz daha kafa yordum.

Nahif, iyilik timsali bir adamın etrafındaki onca kötülük karşısında “Napayım, içim elvermiyor, yapım müsait değil” diyerek bu dünyanın kendisine yüklediği (kakaladığı) yükleri sırtlayınca etrafındakiler “keşke herkes senin gibi olsa” diyor. Herkesin iyilik timsali olduğu bir dünya sahiden istenebilir mi yahu?

Karakterimiz Tufan az bulunan cinsten. Ona rahatlıkla nesli tükenmekte olan canlı muamelesinde bulunabiliriz. Gelgelelim, böylesi iyi insanlar, hayatın acı gerçekleri tarafından pata küte dövülüyor ve eziliyor ya ve günün sonunda tutunamıyorlar ya bu hayata, bunu aşamıyor ve aşamayacak olmamız, belki de tam da böylesi bir gerçeklik, ütopik bir karakter olarak yönetmene ilham verdi. İlk (uzun metraj) filmini, hayatın içinden ama ütopik bir yerden göstermeyi tercih etti. Ki kendisi de bunun bir yerde ütopik olduğunu kabul ediyor ki, hayatın kendi kuralları ile karakterimizi hizaya getirişini görüyoruz ve film bu şekilde bitiyor.

Esasen Tufan gibi insanları gözleyebildiğim bir yerdeyim, tanık oluyorum hayatlarına, idealleri ile yaşama derdinde ama müthiş güçsüz. Zaman hep daha güçsüzleştirmiş kendilerini. Dersler alınmamış, yarınlar üzerine kafa yorulmamış, kendi küçük dünyalarını giderek daha da küçültmek zorunda kalmışlar, o kadar ki, kendi hayatlarına bile çok gelmeye başlamışlar. Yaşamına son vermeyi tercih etmeyip, “olduğu kadar” deyip yaşamını sürdürecek olanlar, güçlü olanların elinde kendi yazgılarını ilmek ilmek işlemeye devam edecekler. Yine bir trajiklik. Yine ve yine. Ne çok trajedi var!

“Hiçbir halttan haberi olmayan” Tufan gibiler, yani dünyadan bi’haber iyi insanların en büyük kozları yahut geçer akçeleri sanırım başarabildikleri mutlululukları. Sahici, eğreti durmayan mutlulukları. Etrafımdaki tanıklığım tam bu şekilde olmasa da filmdeki Tufan bu açıdan kusursuz bir örnek. Rıza ve şükür şerbetiyle kıvama gelen ve tam da bunun meyvesini yiyen bir benî âde­m. Buna mesafe koyanlar (bilenler, çok bilenler, biliyormuş gibi yapanlar, o yola girmek istemeyenler) da şüphesiz o mutluluğu yaşayacaklardır ama bana hep daha ciddi, resmî, kuralcı gözükecek, bundan önce hep öyle göründü. Hayatın bizleri bu denli kazık ikilemlere sürüklemesi ne acı.

İyi gözlem ve hayatın içinde olmaklık Vuslat Saraçoğlu’nun en büyük kozu olacak. İyi ki bu yola girmiş, kendisini uzun süreler izlemek istiyorum.

  • Orijinal Başlık: Borç (2018, Türkiye)
  • Yönetmen ve Senarist: Vuslat Saraçoğlu
  • Oyuncular: Serdar Orçin, İpek Türktan, Ozan Çelik, Rüçhan Çalışkur