Moda Sahnesi, Bütün Çılgınlar Sever Beni (2013)

Moda Sahnesi’nin ilk oyunuymuş, 2013. Bizim bu hayata gecikmişliğimizin her yerde kendini göstermesi de acayip. Yüzlerce kez oynanmış. Ben ancak yenice izleyebildim, Ankara’ya geldiklerinde, değerli Kemal Aydoğan’ın davetiyle. Sanırım ilk çıktığında kadın karakteri Aslı Tandoğan oynamış, sonrasında değişmiş, ben Öznur Serçeler’i izledim. Stefan Tsanev’in oyunu.

Kıskançlığından bunalan bir koca (Mert Fırat’ın oynadığı Yosif), karısını (Öznur Serçeler’in oynadığı Maria) sınamak için en yakın dostunu (Çağlar Yalçınkaya’nın oynadığı Angel, sanırım onu da önceden Volkan Yosunlu da oynamış) ayartıcı olarak kullanır. Sonra gelsin evlere şenlik muhabbetler, derin trajediler, halı altına süpürülen kaygılar ve dahası. Varmış demek ki böyle hikâyeler. Yıkımlarından bir müze oluşturabilecek insanımız için baş köşeye konulacak cinsten koleksiyon parçası verir bu oyun bize: güven, kıskançlık ve kontrol etme arzusunun sebep olduğu yıkımlar.

Bakmayın burada ciddi ciddi konuştuğuma (yazdığıma), bu benim alımlamamla ilgili. Oyun hayli eğlenceli, keyifli. Trajik olanda eğlenmeyi becerebilen biz insanlar için… [buranın nasıl tamamlanması gerektiğini okura bırakmayı tercih ediyorum, herkes meşrebince.]

Moda Sahnesi’nin bir yöntemi gibi duruyor, en azından ben Ankara’daki özel-devlet oyunlarında böyle bir şeyi pek göremedim; oyuncuların belirli oyunlarla anılacak/öne çıkacak şekilde tasarlanması. Daha isabetli bir dille repertuvar politikası ve kadro yönetimi meselesi denilebilir. Şöyle ki, belirli oyuncuyu belirli rolle özdeşleştirip o oyuncu üzerinden seyirci çekmek, bir tür “yüz” yaratmak. Bu hem pazarlama hem de sanatsal bir tercih. İyi de yapılıyor. Devlet tiyatrolarında kadro çok kalabalık ve rotasyon zorunluluğu var, aynı oyuncu aynı rolde uzun süre kalamıyor sanırım, bilemiyorum. Ama böylesi bir tercih, bazı oyunların bazı oyuncularla anılmasını ve belki de klasikleşmesine vesile oluyor. Mert Fırat’ın Bütün Çılgınlar Sever Beni‘de şahane bir iş çıkarması ve muhtemelen bu oyunla (başka işleri de vardır elbette) anılması, böylesi bir şeyle de ilgilidir. Moda Sahnesi’ndeki başka işlerde de ben böylesi bir politika sezdim. İyi işlere devam.