Robert Bresson, Mouchette (1967)

Fransız yönetmen Robert Bresson’un, profesyonel oyuncu çalıştırmak istemediğini, rollerini alelade insanlara verdiğini duymuştum. Jessica Schneider bunun amacının şu olduğunu söylüyor: “O kadar çok çekim yapılınca süreç oyuncu olmayan kişi için o denli doğallaşacaktı ki rolü canlandırmak nefes almaktan farksız olacaktı.” Var böyle şeyler. Belki ilerleyen filmlerde bu amaca ulaşılmıştır, bilemiyorum ama bunun huzursuz edici bir yanını bu filmde gördüm. Oyunculuklar o denli yapmacıktı ki, kavga eden iki erkek, birbiri ile sevişiyor gibi gözüküyordu. Teknik anlamda da kimi yapmacıklıklar görüyorsun; adam diğerinin elini ısırıyor, o el öyle bir anda bir balondan akan kırmızı mürekkep gibi kanamaz. Bunlar küçük detaylar ama aynı dönemde yapılan diğer filmlere baktığımda böylesi amatörlükler görmüyorum. Bunu baştan ifade etmeliyim.

Gelgelelim, bu durumun kendisi, yani yönetmenin bu tercihi ister istemez önemsiz de addedilecek bir durum değil. Sadece izleyici rahatsız eden bir durum. Ama izleyici de keyif almak için izlemiyor değil mi, en azından böylesi isimleri. Andrei Tarkovski, sinemanın oyunculuk bağlamında tiyatrodan farklı, kendine özgü kurallara sahip olduğunu açıklamak için Mouchette‘i örnek göstermiş ve şöyle demiş: “Aşırı ‘ifadeci’ oyuncular, zamanla modası geçen dönemin tiyatro klişelerine teslim olarak filmleri hızla eskitirler. Bresson’un yönetmenliğinde Mouchette‘yi canlandıran Nadine Nortier ise izleyicinin yaşananların derinliğini kavrayıp kavramadığını umursamıyor gibidir. Dahası, iç dünyasının onu seyredenleri ilgilendirdiğinden bihaber görünür. Kendi kapalı evrenine gömülü yaşar. Onu her daim dokunaklı kılan da tam olarak budur.” Kendi meşguliyetlerine dalmış Vermeer’in figürleri gibi yani. Ne yıkılacak ne de korunacak bir dördüncü duvar vardır o hâlde, zira kahramanımız duvarın varlığından bile bihaberdir. Bu belki de saf (pure) bir sinema deneyimi vadedebilir, emin olamıyorum.

Öte yandan taşra, insanı yer, bitirir, biliriz; bu da öyledir. Fransız kırsalında karakterimizin başına gelmeyen kalmaz: istismar edilir, ailenin yükünü çeker, alkoliklerle uğraşır, okulda zorbalanır, yetmez sefalet diz boyudur vs. Yaşamak ne içindir öyleyse? Mouchette’nin bir cevabı yoktur. Hangimizin var? Var diye öne sürdüğümüz cevapların bir tür kaçış cümleleri veya geçiştirme söylemleri olduğunu bilmiyor muyuz? Mouchette bir cevabı olmadığı için, yapması gerektiğini düşündüğü şeyi yaptı.

Film, bir süre Fransa’da yasaklanmış ve günah saydıkları bir eylemi açıkça tasvir ettiği için öfkelenen Katoliklerin eleştirilerine maruz kalmış. Kendi mahallesinden sopa yemek, kültür işindeki herkesin kaçınılmaz yazgısı gibi.

Yine de bir yanım, Bresson’u seveceğimi söylüyor. İki hususu kafamda harmanlıyorum bunu derken. İlki kendisinin, 1939’da Fransız ordusuna katıldıktan sonra 1940’ta Alman kuvvetleri tarafından esir alınması. On ay boyunca savaş esiri olarak kalmış, bir çalışma kampına gönderilmiş ve orada çalışmış. Bresson’un esir arkadaşlarından bir grup hastalanınca, kendisi de hasta numarası yapmış ve Almanlar tarafından serbest bırakılmış. “Esir” düşme bahsi hangi medyum olursa olsun, üreticisine karşı bende bir önceliklendirmeyi ve önemsenmesi gerektiği hususunu beraberinde getiriyor. İkinci bahis de bununla ilgili ve aslında bu yönelimimi gerekçelendirir şekilde. Ahmet Cemal, Elias Canetti’nin İnsanın Taşrası kitabına yazdığı önsözde şöyle bir şey der ve bunu sıklıkla anımsarım, “İki dünya savaşını yaşamış olan bu kuşak [Canetti ve diğerleri —TD], elbet istemeksizin, insanoğlunun tüm yükseliş ve düşüş noktalarını deneyimler dağarcığına eklemiştir. Bu deneyimlerin sonucu ise, insana yönelik her türlü aşağılamaya ve kıyıma her alanda çok bilinçli bir başkaldırma eylemi olmuştur.”

Bresson’un Mouchette için verdirdiği karar tam da böylesi bir başkaldırı eylemi değil de nedir?

PS: Fragman izleyen biri değilim, filmleri bile zor izliyorum! Ama Jean-Luc Godard reis, bu film için bir fragman hazırlamış. İlgilisi için buradan izlenebilir.

  • Orijinal Başlık: Mouchette (1967, Fransa)
  • Türkçesi:
  • Yönetmen: Robert Bresson
  • Senarist: Georges Bernanos, Robert Bresson
  • Oyuncular: Nadine Nortier, Jean-Claude Guilbert, Marie Cardinal