1993 yılında, Polonya feribotu MS Jan Heweliusz, Baltık Denizi’ndeki Rügen kıyılarında alabora olur. Bu yalnızca bir tanıtım cümlesi. Daha kısa […]
Stanley Kramer, Judgment at Nuremberg (1961)
1947 Yargıçlar Davası’nın kurgusal anlatımı. Dava, Amerikan işgal güçleri tarafından Almanya’nın Nürnberg kentinde yürütülen 12 Nazi savaş suçlusu davasından üçüncüsüydü […]
Robert Wiene, Das Cabinet des Dr. Caligari (1920)
Yine bir Alman Dışavurumculuk filmi, yine radikal perspektif çalışması. Roger Ebert’e kulak verelim: “‘Caligari’, yalnızca karakterlerin değil, bizzat dünyanın kendisinin […]
F. W. Murnau, Faust: Eine deutsche Volkssage (1926)
Alman Dışavurumculuk geleneğinden yakında Metropolis‘i izlemiştim. MUBI iyi bir seçki yapınca devam ettim. F. W. Murnau’nun Faust‘u Goethe’nin Faust‘undan farklı, […]
Clint Bentley, Train Dreams (2025)
Train Dreams, Clint Bentley’nin yönettiği, Greg Kwedar ile birlikte senaryosunu yazdığı, Denis Johnson’ın 2011 tarihli romanından uyarlanan 2025 yapımı bir […]
Federico Fellini, Le notti di Cabiria (1957)
Bir hayat kadını (fahişe dersek farkı ne olurdu acaba?), “gerçek” aşkı aramak için Roma sokaklarında dolaşır, ancak yalnızca hayal kırıklıklarıyla […]
Jean-Luc Godard, Une femme est une femme (1961)
Sanat eserini sanatçısından ayıramadığımız için ve eser incelemeleri de ekseriyetle bu izlekten yapıldığı için Godard hakkında püripak bir yaklaşım sergileyemiyorum […]
Chris Marker, La Jetée (1962)
Son dönemde izlediğim en iyi işlerden. Ve bir fotoroman! Bayağı efsane iş. Üçüncü Dünya Savaşı’nın yıkımının ardından anılarını “keşfetmek” zorunda […]
Jean-Luc Godard, Vivre sa vie (1962)
İlk bakışta işte bu dediğim, sonrasında acaba arka arkaya onca ismi zikredince boca edip aurayı bozdu mu diye düşündüğüm son […]
Jean-Luc Godard, Le petit soldat (1963)
Fransız Yeni Dalga’da François Truffaut fazla geldiği için Godard’a geçtim. À bout de souffle [Serseri Aşıklar] filmini birkaç sene önce […]
François Truffaut, La mariée était en noir (1968)
60’ların ucuz romanlarını o gün okumak ister miydim bilemiyorum ama bugün okumam. Truffaut onları film yapınca “iş değişiyor”. Bize “işin […]
François Truffaut, Jules et Jim (1962)
Etkilendim. Ve kafamda deli sorular. Özellikle kendime evladiyelik tavsiye diye şu ikisini aldım: […]
François Truffaut, Tirez sur le pianiste (1960)
Réalisme poétique [Poetik Realizm] ve Vichy Dönemi Sinemasında belirli bir ilerleme kaydettikten sonra qualité française / tradition de la qualité [Fransız […]
Marcel Carné, Les Visiteurs du soir (1942)
15. yüzyılın sonunda insanları umutsuzluğa sürüklemek için Şeytan iki elçisini dünyaya gönderir. “Umut” temasına karşı bir önyargım olduğu için filme […]
Robert Benton, Kramer vs. Kramer (1979)
Yetmişlerin sonu, dünya savaşları sonrası devralınan anlatılar yavaştan çökmeye başlar: aile, cinsiyet rolleri ve emek. Çekirdek ailenin çözülüşü, ikinci dalga […]
Fritz Lang, Metropolis (1927)
Beş sayfaya yakın bir not aldım izlerken, temize çektiğimde üç sayfaya indi ama üzerine daha da kafa yorup bir şeyler […]
Marcel Carné, Le quai des brumes (1938)
“Hiçbir yerden gelip yazgısına doğru yol alan” insanların hikâyeleri. Orijinal Başlığı: Le quai des brumes (1938, Fransa) Çeviri: Motamot çevirisi […]
Gillo Pontecorvo, La battaglia di Algeri (1966)
Özgürlüğün bedeli her daim ağır. Özellikle aşağıdaki sahneyi çıkartıp duvara asmalı: Orijinal Başlık: La battaglia di Algeri (1966, İtalya) Türkçesi: […]
Jean Rouch ve Edgar Morin, Chronique d’un été (1961)
Son dönemde izlediğim en güçlü yapımlardan. Ne belgesel ne de tam sinema. Cinéma-vérité manifestosu demişler. 1960 Paris. Bir antropolog ve […]
Billy Wilder, Witness for the Prosecution (1957)
Giderek daha fazla 1970 ve öncesini arıyorum. Daha ötesine geçmek istemiyorum. Çağdaş olan şeye karşı bir önyargım yok fakat çağdaş […]