Yetmişlerin sonu, dünya savaşları sonrası devralınan anlatılar yavaştan çökmeye başlar: aile, cinsiyet rolleri ve emek. Çekirdek ailenin çözülüşü, ikinci dalga […]
Fritz Lang, Metropolis (1927)
Beş sayfaya yakın bir not aldım izlerken, temize çektiğimde üç sayfaya indi ama üzerine daha da kafa yorup bir şeyler […]
Marcel Carné, Le quai des brumes (1938)
“Hiçbir yerden gelip yazgısına doğru yol alan” insanların hikâyeleri. Orijinal Başlığı: Le quai des brumes (1938, Fransa) Çeviri: Motamot çevirisi […]
Gillo Pontecorvo, La battaglia di Algeri (1966)
Özgürlüğün bedeli her daim ağır. Özellikle aşağıdaki sahneyi çıkartıp duvara asmalı: Orijinal Başlık: La battaglia di Algeri (1966, İtalya) Türkçesi: […]
Jean Rouch ve Edgar Morin, Chronique d’un été (1961)
Son dönemde izlediğim en güçlü yapımlardan. Ne belgesel ne de tam sinema. Cinéma-vérité manifestosu demişler. 1960 Paris. Bir antropolog ve […]
Billy Wilder, Witness for the Prosecution (1957)
Giderek daha fazla 1970 ve öncesini arıyorum. Daha ötesine geçmek istemiyorum. Çağdaş olan şeye karşı bir önyargım yok fakat çağdaş […]