İlk bakışta işte bu dediğim, sonrasında acaba arka arkaya onca ismi zikredince boca edip aurayı bozdu mu diye düşündüğüm son […]
Le petit soldat (1963)
Fransız Yeni Dalga’da François Truffaut fazla geldiği için Godard’a geçtim. À bout de souffle [Serseri Aşıklar] filmini birkaç sene önce […]
La mariée était en noir (1968)
60’ların ucuz romanlarını o gün okumak ister miydim bilemiyorum ama bugün okumam. Truffaut onları film yapınca “iş değişiyor”. Bize “işin […]
Jules et Jim (1962)
Etkilendim. Ve kafamda deli sorular. Özellikle kendime evladiyelik tavsiye diye şu ikisini aldım: […]
Tirez sur le pianiste (1960)
Réalisme poétique [Poetik Realizm] ve Vichy Dönemi Sinemasında belirli bir ilerleme kaydettikten sonra qualité française / tradition de la qualité [Fransız […]
Les Visiteurs du soir (1942)
15. yüzyılın sonunda insanları umutsuzluğa sürüklemek için Şeytan iki elçisini dünyaya gönderir. “Umut” temasına karşı bir önyargım olduğu için filme […]
Kramer vs. Kramer (1979)
Yetmişlerin sonu, dünya savaşları sonrası devralınan anlatılar yavaştan çökmeye başlar: aile, cinsiyet rolleri ve emek. Çekirdek ailenin çözülüşü, ikinci dalga […]
Metropolis (1927)
Beş sayfaya yakın bir not aldım izlerken, temize çektiğimde üç sayfaya indi ama üzerine daha da kafa yorup bir şeyler […]
Le quai des brumes (1938)
“Hiçbir yerden gelip yazgısına doğru yol alan” insanların hikâyeleri. Orijinal Başlığı: Le quai des brumes (1938, Fransa) Çeviri: Motamot çevirisi […]
La battaglia di Algeri (1966)
Özgürlüğün bedeli her daim ağır. Özellikle aşağıdaki sahneyi çıkartıp duvara asmalı: Orijinal Başlık: La battaglia di Algeri (1966, İtalya) Türkçesi: […]
Witness for the Prosecution (1957)
Giderek daha fazla 1970 ve öncesini arıyorum. Daha ötesine geçmek istemiyorum. Çağdaş olan şeye karşı bir önyargım yok fakat çağdaş […]