Polonyalı müzikolog Alina Maria Mądry bir inceleme yazısında şöyle demiş, vurgular bana ait:
Berlin döneminin en önemli başarıları arasında, anlatım biçiminin ulaşmış olduğu olgunluk ve sürekli iyileştirilmesi sayılabilir. O dönemde dahi ani duraklamaların kullanımı, şaşırtıcı armonik diziler, melodik süslemeler veya belirli bir motifin sürekli dönüşümü ve son derece keskin dinamik geçişler gibi yaklaşımlar gözlemlenebilir. Bu deneysel seçimlerin ardında her daim eserlerin güçlü yapısal temeli yatmaktadır. Biçimsel yapıdaki açıklık, eserin genelini oluşturan diğer unsurlar üzerinde bir hareket özgürlüğü sağlamıştır. […] Carl Philipp Emanuel Bach’ın müziğinin en karakteristik özellikleri, duygular, hisler ve yoğun ifadeler ile virtüözlükteki parlaklığı oldu ve bunlar, Hamburg dönemindeki eserlerinde zirveye ulaşana kadar eserlerinde giderek güçlendi. Eserlerinde yer alan duyguların çeşitliliği, onu Empfindsamkeit’in, yani yüksek duygusallığın temsilcisi hâline getirdi.
Demek ki incelikli bir altyapı/arka plan, eserin türü ne olursa olsun (burada müzik olmak zorunda değil, kurgu bir metin de olabilir) icracısına/sanatçısına (günün sonunda failine) deneysel seçimler verebiliyor bu da ciddi bir hareket ve özgürlük alanı demek.
Adolph von Menzel II. Friedrich’in flüt çaldığı, C. P. E. Bach’ın ise klavsende eşlik ettiği sahneyi tasvir etmiş: Sanssouci’de Büyük Frederick’in Flüt Konseri (1850). Menzel tarafından kurgulanmış etrafındakiler de Bach’ın meslektaşları ve soylular.
